Paylaşmak

19/4/2008

MARİLYN MONROE:)

   

   

   

27/2/2008

yasmin levy

 Adsız yerlerden geldim
toprağım yok,anavatanım belirisz
ateşler yakıyorum parmaklarımla
ve sana şarkılar söylüyorum kalbimle,yürek telim gönül yakıyor
aloma da doğum yerim yok,toprağım yok,yurdum yok,
böyledir bizim kadınlarımız
acınla şarkını söylediğinde seni darmadağın eder.....
'bir çığlık,bir şarkı,hayata ,aşka,mateme ve kan diyetine dair bir ilahi'
kendimi oralarda hissettim ve orda olmayı diledim....

15/2/2008

AŞK


Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır,bir üşütür,bir ağlatır,bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.





LAVİNİA


Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.

Sana gitme demeyeceğim.
Ama gitme Lavinia.
Adını gizleyeceğim,
Sen de bilme Lavinia

15/2/2008

BİR AYRILIŞ HİKAYESİ !!!

BİR AYRILIŞ HİKAYESİ


Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...

15/2/2008

BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM !!!

BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM


Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi,beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin
Fedakarlığımı anlıyorsun
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
Bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.

15/2/2008

YAŞAMAK

EMBED src=http://www......mid width=163 height=43 type=audio>

8/2/2008

EĞER -CAN DÜNDAR

Eğer- Can DÜNDAR

 Eğer ;

 O'nu hatırladıkta başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz... ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin... O'nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O'nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain...

 sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O'ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa,

 ve O, her durduğunuz yerde duruyor,

 her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp,

 hüzünlendikçe ağlıyorsa...

 dünyanın en güzel yeri O'nun yaşadığı yer, en güzel kokusu

 bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse...

 hayat O'nunla güzel ve onsuz müptezelse... elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü,

 O'nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...

 her şiirde anlatılan O'ysa... her filmin kahramanı O...

 her roman O'ndan söz ediyor, her çiçek O'nu açıyorsa...

 bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez

 özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa,

 iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa...

 iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...

 eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O'nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın

 O olduğunu adınız gibi biliyorsanız... mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O'na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke O anlatsa" diye iç geçiriyorsanız...

 kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...

 özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...

 hem kimseler duymasın, hem cümle alem bilsin istiyorsanız...

 O'nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse... ayrılık ölüme,

 vuslat sehere denkse...

 gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de;

 bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O'nun yüzü suyu hürmetine...

 uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa...

 dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim... gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı,

 bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa...

 Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız,

 sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...

 ...o halde bugün sizin gününüz!..

 "Çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz.

 Can Dündar

8/2/2008

İNCİ

Ben kumdum, denizin altında yatardım.
Sonra bir istridye kabuğunun içine doldum,
Kabuk beni işledi inci yaptı.
Bir kabuğun içindeki inciden kimin haberi olur ki?
Sen derinlere daldın çok derinlere…
Bu kabuğu avuçlarına aldın sudan çıkardın.
Sen kabuğun içinden inciyi çıkarıp adımı inci koyana kadar
Ben kum tanesiydim.Senin avuçlarında inci oldum.
Sevda oldum. Nolur beni yeniden rüzgarlara bırakma.
Ben bir kum tanesiyim..yok olur giderim…

8/2/2008

Nazım Hikmet'le aşk üzerine

Nazım Hikmet - Aşk Üstüne
 Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz. Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
 Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası.... Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...
 Hayatı ıskalamaya lüksün yok senin.....

 Nazım HİKMET

7/2/2008

HAYAT İÇİN 30 ALTIN KURAL İMİŞ

- Ucuz araba kullan ama, alabildiğin en güzel evi al.

2- Adam gibi üç fıkra öğren.

3- Sevinçlerini asla erteleme.

4- Eşini çok iyi seç.Çünkü bu seçim mutluluğunu veya behtbahkığını oluşturacaktır.

5- Her gün otuz dakika yürüyüş yap.

6- Her yemekten once şükret.

7- Bir arkadaşına sırrını açıklamadan once iki kere düşün.

8- Maaş çekini imzalayanları asla eleştirme.Eleştirmelerine izin verme…

9- Kaybedecek şeyleri olmayan insanlardan kork.Sizi harcayabilirler.

10- Gözünün önünde hep güzel şeyler bulundur.Gözün güzele alışsın.

11- Çocukların,sevgi kelimesini duyduklarında seni hatırlayacak şekilde yaşa,onları sevgiyle büyüt.

12- Dinine ait kitabı tam anlamıyla okumak için kendine bir yıl süre tanı.

13- Kendini ve başkalarını affetmesini bil.Bağışlamak hafifletir.

14- İlk yardımı öğren.

15- Biri seni kucakladığında ilk bırakan sen olma.Bırakmaya alışma…

16- Her gün altı bardak suyunu içmeyi akın unutma.

17- Seni seven ve sayan insanları koru.

18- Zorda olsa ailenle tatil yapmak için her şeyi dene.Bu tatildeki anlar hayatının en değerli anlarından biri olacak.

19- Kendine yapılmasını istemediğin hiçbir şeyi başkalarına yapma.

20- Başarıya,iç huzura kavuştuğun,sağlıklı olduğun ve sevildiğin zamanı değerlendir.

21- İyi ve başarılı bir evliliğin iki şeye bağlı olduğunu unutma.

A ) Doğru insanı bulmak

B ) Doğru insan olmak

22- Ebeveynlerini eşini ve çocuklarını eleştirmek istediğinde dilini ısır.

23- Sevimsiz olmayacak şekilde ayrı fikirde olmayı öğren.

24- Cesaretli ol,hayatına geri baktığında yaptıkların için değil,yapmadıkların için üzüleceksin.Pişmanlıklara yenik düşme.

25- Çok mükemmel bulduğun bir firkin başkaları tarafından engellenmesine izin verme.

26- Keyifsizliğini ağıza vurma,keyif kaçırma.

27- Nasıl bir duygu olduğunu öğrenmek için 24 saat kimseyi ve bir şeyi eleştirme..

28- Evliliğini güzelleştirmek için hergün birşeyler yap.Eşine kıymet ver.

29- İyilik dolu bir sözü ve iyiliği asla küçümseme.

30- Çocuklar hakkında başkalarına iyi birşeyler söylerken, bırak onlarda duysun..

 

« Önceki —